Skip to content Skip to footer

Bülten 78 – 28 Ağustos 2026

Susam Bülten­
Ağustos 2026 – Sayı 78

Bu sayıda neler var?  
    • MEB Okul ve Öğrenci İstatistikleri (2007-2025): Özel okulların toplam okul sayısı içindeki payı 2006-2007’de %3,5’ten 2024-2025’te %13,2’ye çıktı. Özel okullarda okuyan öğrencilerin payı ise bu 18 yılda %2,2’den %8’e yükseldi.
    • Suç Mağduriyeti Araştırması: Her 10 kişiden 3’ü önümüzdeki 1 yıl içinde suça maruz kalacağını düşünüyor.
 

Abone değilseniz ve gördüklerinizi beğendiyseniz:

ÜCRETSİZ ABONE OL  

 

                                 

MEB Okul ve Öğrenci İstatistikleri (2007-2025)
   
  
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2007’den beri her eğitim-öğretim yılının ardından yayımladığı örgün eğitim istatistiklerinde, seçili 6 dönemdeki değişimi izlediğimizde özel okulların eğitim sistemi içindeki ağırlığının son 18 yılda belirgin biçimde arttığı görülüyor. Seneler içinde sayım kuralları değiştiği için okul öncesi kademesi hesaplamalara dahil edilmemiştir.
 
Bu 18 yıllık dönemde eğitim sisteminde politikalar ve kurumsal yapı önemli ölçüde değişti. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 4+4+4 sistemine geçilerek ilköğretim ilkokul ve ortaokul olarak ayrıldı ve imam hatip ortaokulları yeniden açıldı. 2014’ten itibaren özel okullarda öğrenim gören öğrencilere eğitim ve öğretim desteği verilmeye başladı. Dershanelerin dönüşüm sürecinde açılan temel liseler ise 2015-2016’dan itibaren sisteme girdi ve 2018-2019 eğitim-öğretim yılı sonunda kapatıldı.
 
Özel Okul Payındaki Asıl Sıçrama 2013 Sonrasında Yaşandı
 
Özel okulların toplam okul sayısı içindeki payında artışın özellikle 2010’ların ortasında hızlandığı görülüyor. Okul öncesi hariç tutulduğunda özel okullar 2006-2007’de tüm okulların %3,5’ini oluşturuyordu. Bu oran 2009-2010’da %3,8’e çıkarak ilk yıllarda görece az bir artış gösterdi. 2013-2014’te %6,2’ye ulaşmasının ardından yükseliş hızlandı ve 2017-2018’de %11,7’ye çıktı. Pay yalnızca bu dört yılda 5,5 puan arttı ve yükselişin yarıdan fazlası tek bir aralıkta gerçekleşti. Bu dönem, dershanelerin özel okula dönüştürüldüğü ve özel okul teşvikinin devreye girdiği yıllara denk geliyor. 2020-2021’de %14,5 ile seçtiğimiz dönemler içindeki en yüksek seviyeye ulaşan oran, 2024-2025’te %13,2’ye geriledi.
 
Özel okulların toplam okul sayısı içindeki payı (%)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025).
*Not: 2006-2007 ve 2009-2010 eğitim-öğretim yıllarında ilkokul ve ortaokul kademeleri ilköğretim altında yer aldığı için bu iki kademenin oranları %0 olarak görünmektedir.
 
Bu değişimin en belirgin olduğu kademe genel ortaöğretim. Özel okulların buradaki payı 2013-2014’te %26,9 iken 2017-2018’de %45,6’ya, 2020-2021’de %49,4’e kadar yükseldi. Dört yıl içinde yaşanan bu hızlı artış, dershanelerin özel okullara ve özellikle temel liselere dönüştürüldüğü dönemle örtüşüyor. 2024-2025’te oranın %43,1’e gerilemesine özel genel ortaöğretim kurumu sayısındaki düşüş de eşlik ediyor. Özel okul sayısı 2020-2021’deki 3.393’ten 2.774’e indi.
 
Özel Okul Payı Azalıyor, Öğrenci Payı Artıyor
 
Özel okullarda okuyan öğrencilerin payı aynı dönemde %2,2’den %8,0’e yükselmiş durumda. Artışın en hızlı olduğu dönem yine 2013-2014 ile 2017-2018 arası: Pay bu aralıkta %3,8’den %7,5’e çıkıyor ve 18 yıllık toplam artışın yaklaşık üçte ikisini tek başına karşılıyor. Özel okulların okul sayısındaki payı 2020-2021’den sonra azalırken özel okullarda eğitim gören öğrenci payı yükselmeye devam ediyor. Bu durum, özel okul sektörünün hızlı okul açılışlarının ardından daha fazla öğrenciyi topladığına işaret ediyor.
 
Özel okullarda okuyan öğrencilerin payı (%)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025).
*Not: 2006-2007 ve 2009-2010 eğitim-öğretim yıllarında ilkokul ve ortaokul kademeleri ilköğretim altında yer aldığı için bu iki kademenin oranları %0 olarak görünmektedir.
 
Devlet Okullarında Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı Özel Okulların Yaklaşık İki Katı
 
2024-2025 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında öğretmen başına 15,3 öğrenci düşerken özel okullarda bu sayı 8,4. Farkın en belirgin olduğu alanlardan biri genel ortaöğretim: öğretmen başına öğrenci sayısı devlet okullarında 14,0 iken özel okullarda 6,5. Buna karşılık mesleki-teknik eğitim ve din öğretiminde tablo tersine dönüyor; devlet okullarında öğretmen başına 9,7 öğrenci düşerken özel okullarda 16,6 öğrenci bulunuyor. Mesleki-teknik eğitim ile din öğretiminin aynı grupta yer alması farkın hangi okul türünden kaynaklandığını tespit etmeyi zorlaştırsa da devlet okullarında bu grubun öğretmen başına 9,7 öğrenciyle diğer kademelerden belirgin biçimde ayrışması dikkat çekiyor. Bu sayı genel ortaöğretim ve ortaokuldaki 14,0’ın, ilköğretimdeki 17,5’in ve ilkokuldaki 19,0’ın oldukça altında. Bu tablo, özel-devlet farkından çok devlet sisteminin kendi içindeki bir ayrışmaya işaret ediyor. Fark, mesleki-teknik eğitim ve din öğretiminde öğrenci sayısına kıyasla daha yüksek bir öğretmen kapasitesinden kaynaklanabileceği gibi, bu okul türlerine yönelik talebin diğerlerine göre daha sınırlı kalmasının sonucu da olabilir.
 
Öğretmen Başına Düşen Öğrenci Sayısı 
(2024-2025 eğitim-öğretim yılı)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025) 
 
Derslik başına düşen öğrenci sayısında devlet ve özel okullar arasındaki fark daha da belirgin. Devlet okullarında bir dersliğe ortalama 25,0 öğrenci düşerken özel okullarda bu sayı 12,4; yani özel okullardaki derslikler ortalama olarak yaklaşık yarı yarıya daha az öğrenci barındırıyor. En açık fark yine genel ortaöğretimde görülüyor: devlet okullarında derslik başına 27,1 öğrenciye karşılık özel okullarda 10,6 öğrenci düşüyor. Mesleki-teknik eğitim ve din öğretiminde ise fark neredeyse tamamen ortadan kalkıyor; derslik başına öğrenci sayısı devlet okullarında 18,9, özel okullarda 19,2.
 
Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı
(2024-2025 eğitim-öğretim yılı)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025) 
 
 
Suç Mağduriyeti Araştırması
 
 
Suç mağduriyetine ilişkin resmi kayıtlar, yaşanan deneyimin yalnızca bir bölümünü gösterirken TÜİK’in 2025 Suç Mağduriyeti Araştırması insanların suça maruz kalma endişesinden yaşadıkları olayların niteliğine, faili tanıyıp tanımadıklarından olayı resmi makamlara bildirip bildirmediklerine kadar daha geniş bir tablo sunuyor.
 
Suça Maruz Kalma Endişesi Kentlerde Daha Yüksek
 
TÜİK’in 15 yaş üzeri 18378 katılımcı ile yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre toplumun %29’u, önümüzdeki bir yıl içinde genellikle gittiği yerlerde bir suça maruz kalacağını düşünüyor. Bu oran yoğun kentlerde %33’e çıkarken orta yoğun kentlerde %25’e, kırda ise %15’e geriliyor. Başka bir ifadeyle yoğun kentlerde yaşayanların suça maruz kalma beklentisi, kırda yaşayanlardan en az 2 kat daha yüksek.
 
Önümüzdeki 1 Yıl İçinde, Genellikle Gidilen Yerlerde Suça Maruz Kalacağını Düşünme Durumu
Kaynak: TÜİK, Yapay Zekâ İstatistikleri 2025. En az 10 çalışanı bulunan girişimler. 
 
Çoğu Suç Türünde Mağduriyet Eğitim Seviyesiyle Birlikte Artıyor 
 
Son bir yılda en yaygın kişisel suç mağduriyeti %4,6 ile cinsel olmayan taciz olurken bunu %3,5 ile bilişim suçları ve %2,8 ile tüketici dolandırıcılığı izliyor. Yağma ve Rüşvet ise yaygınlık hızı daha düşük suçlar arasında yer alıyor.
 
Tamamlanan Eğitim Seviyesi ve Suç Türüne Göre Kişisel Suç Mağduriyeti Yaygınlık Hızı
(Son 1 yıl)
Suç türleri eğitim seviyesine göre belirgin biçimde farklılaşıyor. Yükseköğretim mezunlarında bilişim suçu mağduriyeti %5,4, tüketici dolandırıcılığı %5,0 ve banka dolandırıcılığı %3,3 ile diğer eğitim gruplarının çoğundan daha yüksek. Benzer bir fark tacizde de görülüyor: cinsel olmayan taciz oranı bir okul bitirmeyenler veya ilkokul mezunlarında %2,9 iken yükseköğretim mezunlarında %7,2’ye; cinsel taciz ise %0,8’den %3,2’ye çıkıyor. Bu farklılıklar eğitim düzeyinin kendisinden çok, grupların dijital araçlara, tüketim kanallarına ve farklı sosyal ortamlara maruz kalma biçimleriyle birlikte değerlendirilmeli.
 
Her Mağduriyet Resmi Makamlara Yansımıyor
 
Suç türleri arasında resmi bir merciye bildirilme oranlarında çok büyük farklar var. Araç hırsızlığı olaylarının %81’i, motosiklet veya moped hırsızlıklarının %68’i resmi makamlara bildirilirken saldırı ve yaralanmada bu oran %53’e, evden hırsızlıkta ise %48’e iniyor. Buna karşılık tüketici dolandırıcılığında mağdurların yalnızca %27’si bildirimde bulunuyor. Taciz vakalarında ise fark çok daha çarpıcı: Cinsel olmayan taciz olaylarının yalnızca %15’i, cinsel taciz olaylarının ise %11’i resmi bir merciye bildiriliyor. Dolayısıyla özellikle taciz gibi suçlarda resmi kayıtlarda görülen olay sayısı, yaşanan mağduriyetin oldukça sınırlı bir bölümünü temsil ediyor.
 
Son Yaşanan Suç Mağduriyeti Olayını Resmi Bir Merciye Bildirme Durumu
 
Son Olayda Mağdur ile Fail(ler) Arasındaki Yakınlık 
Saldırı ve yaralanma olaylarının %48’inde fail mağdurun tanımadığı yabancı biri. Bu oran cinsel olmayan tacizde %62’ye, cinsel tacizde ise %55’e ulaşıyor. Buna karşılık tehdit vakalarında farklı bir görünüm var: olayların %53’ünde faille yakınlık “bilinmeyen” kategorisinde yer alırken, arkadaş, iş arkadaşı veya diğer akrabaların payı %18; eş, eski eş veya birlikte olunan kişinin payı ise %12.
 
Cinsel taciz vakalarının %26’sında faille yakınlığın belirtilmediği görülüyor. Araştırmanın anket verisine dayandığını göz önünde bulundurursak “Bilinmiyor” seçeneği altında yer alan yanıtların önemli bir bölümünün mağdurların tanıdığı insanlar olabileceğini iddia edebiliriz.
 
Evden Hırsızlıkta Maddi Kayıp Ağırlaşabiliyor
 
Maddi kayıp içeren suçların çoğunda kayıp 25 bin TL’nin altında yoğunlaşıyor. Tüketici dolandırıcılığı mağdurlarının %75’i, kimlik bilgilerinin çalınması, taklit edilmesi veya fidye yazılımı vakalarının %74’ü ve araçtan kişisel eşya hırsızlıklarının %73’ü bu grupta. Evden hırsızlık ise belirgin biçimde ayrışıyor: vakaların yalnızca %46’sında kayıp 25 bin TL’nin altında kalırken %23’ünde 25 bin–100 bin TL arasında, %29’unda ise 100 bin TL ve üzerinde maddi kayıp yaşanmış.
 
Son Yaşanan Suç Mağduriyeti Olayında Çalınan Eşyanın/Maddi Kaybın Toplam Değeri 
 
 
 
 
 
  

 

Susam Dünyasını Keşfet! 

Bültenlerin tamamına aşağıdaki butondan ulaşabilirsiniz…

Arşive Göz At

Susam Bülten Nedir?

Her yer veri her yer data. Peki biz ne yapıyoruz?

Anlamanın, katkıda bulunabileceği diğer hedefler bir yana, kendisinin de bir amaç olduğuna inanıyor ve bu yolda ilerlemek istiyoruz. Her hafta yayımlanacak bültenimizde; lahmacun fiyatlarının il il enflasyon karşısındaki seyrinden meclis puan tablolarına (vekillerin performansına dair kapsamlı istatistiklere), dizilerde ve tartışma programlarında (görüntü işleme yöntemleriyle elde ettiğimiz verilerle) ne gördüğümüze, sokaklardaki hurda/eskici hikâyelerine kadar geniş bir yelpazede veriler ve analizler paylaşacağız. Her şeyi bir soru ve dolayısıyla bir araştırma konusu haline getirmeye hazır olan herkesi, bu bültenle aramıza bekliyoruz.

Sıkça Sorulan Sorular:
Adı neden Susam: Çünkü Research İstanbul ofisi Susam Soka

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.