Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2007’den beri her eğitim-öğretim yılının ardından yayımladığı örgün eğitim istatistiklerinde, seçili 6 dönemdeki değişimi izlediğimizde özel okulların eğitim sistemi içindeki ağırlığının son 18 yılda belirgin biçimde arttığı görülüyor. Seneler içinde sayım kuralları değiştiği için okul öncesi kademesi hesaplamalara dahil edilmemiştir.
Bu 18 yıllık dönemde eğitim sisteminde politikalar ve kurumsal yapı önemli ölçüde değişti. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 4+4+4 sistemine geçilerek ilköğretim ilkokul ve ortaokul olarak ayrıldı ve imam hatip ortaokulları yeniden açıldı. 2014’ten itibaren özel okullarda öğrenim gören öğrencilere eğitim ve öğretim desteği verilmeye başladı. Dershanelerin dönüşüm sürecinde açılan temel liseler ise 2015-2016’dan itibaren sisteme girdi ve 2018-2019 eğitim-öğretim yılı sonunda kapatıldı.
Özel Okul Payındaki Asıl Sıçrama 2013 Sonrasında Yaşandı
Özel okulların toplam okul sayısı içindeki payında artışın özellikle 2010’ların ortasında hızlandığı görülüyor. Okul öncesi hariç tutulduğunda özel okullar 2006-2007’de tüm okulların %3,5’ini oluşturuyordu. Bu oran 2009-2010’da %3,8’e çıkarak ilk yıllarda görece az bir artış gösterdi. 2013-2014’te %6,2’ye ulaşmasının ardından yükseliş hızlandı ve 2017-2018’de %11,7’ye çıktı. Pay yalnızca bu dört yılda 5,5 puan arttı ve yükselişin yarıdan fazlası tek bir aralıkta gerçekleşti. Bu dönem, dershanelerin özel okula dönüştürüldüğü ve özel okul teşvikinin devreye girdiği yıllara denk geliyor. 2020-2021’de %14,5 ile seçtiğimiz dönemler içindeki en yüksek seviyeye ulaşan oran, 2024-2025’te %13,2’ye geriledi.
Özel okulların toplam okul sayısı içindeki payı (%)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025).
*Not: 2006-2007 ve 2009-2010 eğitim-öğretim yıllarında ilkokul ve ortaokul kademeleri ilköğretim altında yer aldığı için bu iki kademenin oranları %0 olarak görünmektedir.
Bu değişimin en belirgin olduğu kademe genel ortaöğretim. Özel okulların buradaki payı 2013-2014’te %26,9 iken 2017-2018’de %45,6’ya, 2020-2021’de %49,4’e kadar yükseldi. Dört yıl içinde yaşanan bu hızlı artış, dershanelerin özel okullara ve özellikle temel liselere dönüştürüldüğü dönemle örtüşüyor. 2024-2025’te oranın %43,1’e gerilemesine özel genel ortaöğretim kurumu sayısındaki düşüş de eşlik ediyor. Özel okul sayısı 2020-2021’deki 3.393’ten 2.774’e indi.
Özel Okul Payı Azalıyor, Öğrenci Payı Artıyor
Özel okullarda okuyan öğrencilerin payı aynı dönemde %2,2’den %8,0’e yükselmiş durumda. Artışın en hızlı olduğu dönem yine 2013-2014 ile 2017-2018 arası: Pay bu aralıkta %3,8’den %7,5’e çıkıyor ve 18 yıllık toplam artışın yaklaşık üçte ikisini tek başına karşılıyor. Özel okulların okul sayısındaki payı 2020-2021’den sonra azalırken özel okullarda eğitim gören öğrenci payı yükselmeye devam ediyor. Bu durum, özel okul sektörünün hızlı okul açılışlarının ardından daha fazla öğrenciyi topladığına işaret ediyor.
Özel okullarda okuyan öğrencilerin payı (%)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025).
*Not: 2006-2007 ve 2009-2010 eğitim-öğretim yıllarında ilkokul ve ortaokul kademeleri ilköğretim altında yer aldığı için bu iki kademenin oranları %0 olarak görünmektedir.
Devlet Okullarında Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı Özel Okulların Yaklaşık İki Katı
2024-2025 eğitim-öğretim yılında devlet okullarında öğretmen başına 15,3 öğrenci düşerken özel okullarda bu sayı 8,4. Farkın en belirgin olduğu alanlardan biri genel ortaöğretim: öğretmen başına öğrenci sayısı devlet okullarında 14,0 iken özel okullarda 6,5. Buna karşılık mesleki-teknik eğitim ve din öğretiminde tablo tersine dönüyor; devlet okullarında öğretmen başına 9,7 öğrenci düşerken özel okullarda 16,6 öğrenci bulunuyor. Mesleki-teknik eğitim ile din öğretiminin aynı grupta yer alması farkın hangi okul türünden kaynaklandığını tespit etmeyi zorlaştırsa da devlet okullarında bu grubun öğretmen başına 9,7 öğrenciyle diğer kademelerden belirgin biçimde ayrışması dikkat çekiyor. Bu sayı genel ortaöğretim ve ortaokuldaki 14,0’ın, ilköğretimdeki 17,5’in ve ilkokuldaki 19,0’ın oldukça altında. Bu tablo, özel-devlet farkından çok devlet sisteminin kendi içindeki bir ayrışmaya işaret ediyor. Fark, mesleki-teknik eğitim ve din öğretiminde öğrenci sayısına kıyasla daha yüksek bir öğretmen kapasitesinden kaynaklanabileceği gibi, bu okul türlerine yönelik talebin diğerlerine göre daha sınırlı kalmasının sonucu da olabilir.
Öğretmen Başına Düşen Öğrenci Sayısı
(2024-2025 eğitim-öğretim yılı)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025)
Derslik başına düşen öğrenci sayısında devlet ve özel okullar arasındaki fark daha da belirgin. Devlet okullarında bir dersliğe ortalama 25,0 öğrenci düşerken özel okullarda bu sayı 12,4; yani özel okullardaki derslikler ortalama olarak yaklaşık yarı yarıya daha az öğrenci barındırıyor. En açık fark yine genel ortaöğretimde görülüyor: devlet okullarında derslik başına 27,1 öğrenciye karşılık özel okullarda 10,6 öğrenci düşüyor. Mesleki-teknik eğitim ve din öğretiminde ise fark neredeyse tamamen ortadan kalkıyor; derslik başına öğrenci sayısı devlet okullarında 18,9, özel okullarda 19,2.
Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı
(2024-2025 eğitim-öğretim yılı)
Kaynak: MEB Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim (2006-2007, 2009-2010, 2013-2014, 2017-2018, 2020-2021, 2024-2025)